DipNot (Kısmen Yeni)

#bir adam sendelik… bir vurdum duymazlık… Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın der gibi…. Telsim may cep# şu reklamı hatırlayan kaç kişi vardır ki? Ben hatırlıyorum! ?

Cem Yılmaz ✋? büyüksün??

Yaşlı annamında değil ha 🙂

Dün kocamustafapaşa’da bi kafede üç kız kardeş bişeyler içelim dedik. Dışarısı soğuk olduğu için kış bahçesi misali camekanla çevrilmiş aslında içerisi gibi ama çok da içerisi olmayan

*Heyy yavrum hey. Annatmaktan acizim ama roman yazıyorum! Vay anasını. Her neyisa.

Girdik bazı sandalyelerin üzeinde kediler uyuyo falan sıcacık bi mekan. Oturduk ayaklarıma sırnaşıyo sarı bi kedi. Eğildim tüylerini okşadım. Böyle bir pişkinlik yok ? çıktı kucağıma kuruldu. Başını sağ koluma yerleştirdi, sol patisini kolumun üzerinden attı, uyuyo. “Bu nası insansı bi pozisyon be sarı! Sen aynı benim gibi yatıyosun” dedim, aldırmadı. O kedi kollarımdayken kendimi vito carleone gibi hissettiğim doğrudur. Amma velakin; (amma velakin. Cümbür cemaatin diline düştük…. Olamaz ? bu şarkıyı neden hatırlıyorum? Neden remimde yer kapliyor? ???? yetmez! ?????? daha çok lazım dehşetimi ifade etmeye) DEVAM- değilim ?

Yok la! erkek olmadığımdan değil, italyan değilim ondan.

İstanbuldaki hemen hemen her semtteki sokak hayvanlarını inceliyorum. Kedi ya da köpek eğer korkak ve ürkekse maalesef etraftaki insanlardan eziyet görüyor, net!

Kocamustafapaşa, cerrahpaşa, fındıkzade. Daracık sokaklarına rağmen benim gözümde istanbulun en sevimli semtlerinden.

Neyisa

|Biz|

Babam dini nikaha izin verdiğinde ümit etmiştim belki yarimle baş başa gezebiliriz diye. Ümit miydi? Hayal miydi bilmiyorum ama insan hayatında öyle anlar var. Hani çok istediğin bir şeyin, başkasının ağzından çıkacak tek cümleye bağlı olduğunu bilirsin. Konuşacağı ana kadar içten içe dua edersin ama bir yandan da imkansızlığından emin olursun ya. Cevap gelir; hayır. Bildiğin halde o hayal kırıklığıyla gönlüne oturmuş bir manda vardır.

İşte ben o mandayım ?

Yok lan! Hiç şık olmadı ki bu itiraf ?

İşte ben olumsuz o cevabım ?

Hahahhahaha

Bu da olmadı.

İşte ben o hayal kırıklığıyım ☹️

Şu dram dolu birkaç dipnotun bir anlamı var. Duygu sömürüsü.

Benim için üzülmeeee…..
Dınınınınınnınınım
Benim için üzülme!

Ben iyiyim! İyiyim!
Burda ölücem

Kafam çok karışık yine sanırsam. Yoksa nasıl bu kada saçmalayabilirim ki… İmkansız geldi size de dimi ? allam çok eğleniyorum kendi kendime

Canım ben ❤️

Taam taaam susçam şindi

Yok konuma geri döncem. Hatirlamiyorum ama gururumu bir rafa saklayıp geri dönüp neyden bahsettime bakçam.

Dındın

Dındın

Dınınını ?

Ana ? daha konuya bile girememişim nerdeyse.

Tabii ki tek başımıza dolaşma iznimiz yoktu. Anneciğimi sürüklüyoduk her yere. Bir gün olsun şikayet etmedi benim gözümün nuru. Nikahtan sonra dışarda ilk kez yürürken o el ele tutuşma anı bambaşkaydı. Günah değil ya… Şükrediyorsun o sıcaklığı eline nasip edene… O yarin tenini tenine nasip edene…

O yari, bütün olumsuzluklara rağmen bana sevdirene şükürler olsun…

Bir pazar günü yalnız başına kahvaltıya gelmişti. Ve birkaç gün sonra çarşamba akşamı annesiyle ve yeğeniyle akşam yemeğine geldi. İlk kez sinirini o akşam görmüştüm yarimin. Yalnız kalmak istedikçe, yeğeni yanımızdan ayrılmıyodu ve benim yarim gittikçe sinirleniyodu. “Biraz sakin ol! Ufacık çocuk!” diye uyarınca “ben kaç gündür senin yanına gelmeyi bekliyorum, bu itliğinden gecemi rezil ediyor!” demişti.

O akşam biraz endişelenmiştim bir gün bana da böyle sinirlenir mi diye. Kaç erkek karısına karşı sabırlıdır ki? Kaç erkek sinirlendiğinde sinirini karısına yansıtmaz ki? Kaç erkek karısının kalbini düşünerek hassasiyet gösterir karşısındaki kırılgan yaradılışlı kadına?

gösteriyor. 2004’te endişelenirken o sinire muhatap olma düşüncesiyle 2018’de görüyorum ki o benden gayrısına öfkeli. Dün gece evin bütün ışıklarını kapamış, misafirlerimizden sonra evin hava alması için bütün pencereleri açmış, televizyonun ışığından yararlanarak oturmuş sohbet ediyoduk. Ben kanal değişirken, “bi yerde dur artık!” dedi kızgın bir ses tonuyla. Döndüm baktım gözlerine. “Niye kızdın ki sen şimdi bana?” dedim. “Sana mı?” dedi. “Evet, kumanda bende,” deyince bana bir bakışı vardı pişmanlık dolu =)

“Senin değiştirdiğini bilsem… Ağzımı açar mıydım?” diye sordu.

Açmazdı… Oğluna kızar, söylenir. Ve oğlum da bu duruma isyan eder.

Ama bana kızmaz.

“Sen beni ne çok seviyosun…” sözünü çok sık tekrarlıyorum. da bana, “her tekrarladığında perişan etsen de arada fark ettiğin için çok şükür dedirtiyorsun” diyor.

O gece yarimi, annesi ve yeğenini uğurladık, babam “ben de merak ediyordum bir dahaki pazara kadar nasıl sabredecek seni görmeden. Annesini alıp da gelmiş,” demişti gülerek.

nasıl değer veriyorsa, babamın gözünden de kaçmamıştı ya… Utanacağıma, mutlu olmuştum.

Çok tuhaf biri. “Nasıl bu kadar sevebilir ki bir erkek?” sorusunu çok kez tekrarlatan biri.

Ömrüne birden fazla aşk sığmış biri değilim. Gerçek hayatta her sırrımı ya da derdimi paylaştığım gerçek bir kız arkadaşım yok. Ablalarım ve yeğenimin varlığı yüzünden midir bu kimsesizliğim bilmiyorum ama yok işte benim hemcinsim bir kankam falan.

Herkesin ömründe hatalarını görmezden gelen, menfaatsiz seven, deliliğine gülen birileri olsa keşke… Benim var. Ailem

Belki de bu sebeptendir bazı şanssızlıklarım.

Herkesin açtığı şişelerden “bedava” çıkarsa benim açtığımdan “tekrar deneyin” çıkar.

Hayatımı güzelleştiren insanların varlığı, birkaç şansızlığımı peşinden sürüklediği için de şükrederim gerekirse.

Ben gelip geçiciyim senin hayatında. Bugün yazdığım hikayeleri okursun, belki bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl sonra unutur gidersin o hikayeleri de yazan lütfiyeyi de.

Ama senin bu kaybettikten sonra değerlenen sevgin zamanla seni yaralayacak. Benden sana kardeş tavsiyesi. Hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor. Kırıp incittiğin kalpler, değerini göstermediğin ailen ya da arkadaşların… Gittiğini görene kadar ne derece önemli olduğunu anlayamadığın başka bir değer veremediğin…

Keşke, insan hayatındaki en tehlikeli ve en can acıtan söz.

Keşke, hayatın şu an yaşadığın anını kanatan bir bıçak darbesi.

Keşke, ümitsizliği küçücük harflerinde saklayan bir katil.

KEŞKE dememek için güzel yaşamak ümidiyle…

lütfiyeNİZ

DipNot (Kısmen Yeni)” için 6 yorum

  • 9 Kasım 2018 tarihinde, saat 03:11
    Permalink

    Dana’ya çok güldüm çocuğu uyandrcaktım?
    Ayrıca lütfiye herhangi biri değil yıllar sonra bile hep hatırımda kalcak biri hem oda beni takip etmişşş??

    Yanıtla
    • 9 Kasım 2018 tarihinde, saat 09:59
      Permalink

      bazı insanlar çok özel be kardeşim, tıpkı senin gibi =)
      wattpadde konuşup sevgi yumağı olduğum herkesi takip etmek istesem çoğunluğu tanımıyorum ?

      Yanıtla
  • 9 Kasım 2018 tarihinde, saat 14:58
    Permalink

    Buraları okumaya can arıyorum ancak okuldayım 🙂 En kısa zamanda buluşmak dileğiyle 🙂 :*

    Yanıtla
    • 9 Kasım 2018 tarihinde, saat 17:51
      Permalink

      ??? yau okurken eğlenen herkesle resmen aramda bi bağ var. dipnottan anlayabilenler CANDIR ?

      Yanıtla
  • 10 Kasım 2018 tarihinde, saat 17:11
    Permalink

    Yaaa vurdum yüreğimden yine LütfiyEM….

    Yanıtla
    • 12 Kasım 2018 tarihinde, saat 09:59
      Permalink

      kıyamam ki ?

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir