DipNot

(boş konuştuğu gerekçesiyle bazı kısımlar kaldırılmıştır dipnottan (: Ben sıkıntımı, gece yarimin omuzuna akıttığım iki buçuk kilo gözyaşı üç kilo burun akıntısıyla (sümük diyemedim ya lan ? hala utanabilen bir ben var benden öte benden ziyade. Bir sen var ki… (Konu konuyu açtı şunu yazayım. Ben yeni çalışmaya başladığımda ayrı bir odam yoktu. Bizim iş yaptıklarımızdan bir … Bir… Palamut? Değil değil! Patates? Yok ya…. Adam. Taam taam. Adam. Bir adam. Gelip ondan bundan ver yansın ettiğinde ben de cevap yetiştirme derdine düşüyordum. Sana ne? Sen sus! Yok! İlla KONUŞACAK!) (ikinci parantezden devam ediyorum. Kaç? Ah çetele tutma!-Lütfen kopmayın) …devam -geçen arkadaşla konuşuyoruz “ben zaten hayret ediyodum. Bu kadar utangaç, bu kadar çok kızaran bi kız nasıl o adamla siyaset tartışıyor diye,” dedi bana ?

İnsan hayatı(parantez hala devam ediyor. Pasaj çok tıkış tıkış oldu bir satır atlıyim dedim)nda bazı anlar vardır ya. Elinizi alnınıza şap diye vurup neden böyle şeyler yapıyorum dediği.

? neğyy???

Size hiç mi olmuyo mu?

-Hıı? Ne dedi lan bu gene?

Sus aliye!...

-Aman! Devam et kendini rezil etmeye!

Edeceğim. Bunu adamla siyaset tartışması yaparken söylemeliydin!

Üfff… Git başımdan.

(Halimi görüyomusunuz. Taam göremediniz.) Annatim; başıma spor bir şapka takıp, gözüme yüzümü kaplayacak kadar büyük bir gözlük takmış, bilgisayarının webcami önüne geçip, odanın sarı ışığı altında kendine profil fotoğrafı çeken o beadam kadar çaresizim.

Teüüü… Halime acıdım lan.

Sarı olan. Plastik! Bi tarafı kopmuş. Ayak dışarı çıkar. İşte o pis! Tuvalet…

Neyse. Bu ⬆️ repliği benimle tekrarlayacak bir iki kişi illaki vardır.

Tıpkı;
Derdime çare.. Baytarım yok
Dengeme destek.. Tut ki durayım

Bunu tekrarlayacak birilerinin çıkacağı gibi

Sago severlerden patlat bir BAYTAR!

Taam taam. Dönüyorum.)

Parantezi kapadım ama bunun için ortalıkta açık bir parantez var mıydı hatırlayamadım. Geri dönüp okumaya da üşendim. Oldu lan. Siz beni seviyorsunuz. Bunu ne siz sorun edersiniz…. Beni sormayın. Bugünlerde böyleyim ben. Yas denen şiir…

Parantez ? Bilmem kaçıncıdan *DEVAM- Bana bu hatırlatmayı iki ay öncede yapmıştı o zamanda demiştim “Allah aşkına hatırlatma. Şimdi hanımefendiyim işte. O zamanki salak çocuğu unutalım” diye yalvardım.

Ama geçmişteki salaklıklarım peşimi bırakmıyor işte. Ben varya. O hani ‘her boka kızarılır mı?’ diye soran kişilere örnek olarak gösterilebilirim. Geçen cumartesi misafirlerim gelecekti kahvaltıya, Cuma erken çıkabilmek için patron eniştemden izin alcam. Oldum kıpkırmızı. Tek izin aldım canım çıktı. Akşam ablama anlatmış beni “izin alana kadar oldu kıpkırmızı” diyerek. Bir de hikayedeki kız karakterlerinin neden sürekli ağladığını anlayamayan o güçlü olduğunu iddia eden kişinin vicdanı eksik neresiyse o … İsim veremedim ya lan. Vicdanına diyim ? havamı görseniz; vicdan kelimesini bu düdük makarna bulmuş dersiniz. Neyse.

Ağlamak fıtri bir ihtiyaçtır. Tek damla gözyaşı bile aksa gözden Allah’ın izniyle ruha şifa olur. Yarim bana bir akşam bir hikaye anlattı. Olduğu gibi yazıyorum

“bizim Halit abi en son ne yaptı biliyor musun?”
“Hayırdır, ne yapmış yine?”
“Şantiyeye yeni başlayan bir usta, biraz safça bir adam. Halit abi bunu görünce durur mu? Adama “sen gidilecek yerlere git. Bu köpeği de al yanına. Bu her yeri biliyor, sana rehber olur. Aman arabanın arkasına da oturtma ha! Önde oturmazsa mesele çıkarabilir.” Adamın titizlenmesini bir anlatıyor, gülmekten gözümden yaş geldi. Adam köpeğin kapısını açmış kapamış. Şoför koltuğunun yanında oturtmuş, bütün Bodrum’u yanındaki köpek eşliğinde turlamış.”

Yarim benim yaşaran gözlerimi gördükten sonra hikayeyi ilk anlatışındaki neşesi yerle yeksan oldu (daha önce hiç yerle yeksan dememiştim. Doğru dedim mi ki? Neyse) gözümden damlayan yaşlara hüzünle bakmaya başladı. Sordu “neden ağlıyorsun?” dedim “o adamın bir ailesi, karısı, çoluğu, çocuğu yok mu? Yaşını başını almış bir adamla böyle dalga geçerken hiç mi düşünmüyosunuz o adamın gururunu?” diyerek öyle bir ağladım ki… Hıçkıra hıçkıra he yanlış anlaşılmasın. Böylesine saçma bir mevzu, beni hiç ilgilendirmeyen bir konuda ne kadar ağladım… Bilmiyosunuz haklı olarak.

Yarim beni kollarına alıp, şefkatiyle sarmıştı. Adamı perişan etmiştim sanırım o ustaya güldüğü için.

Çok garip bir millet olmuşuz. Herkes her sözü söylemeyi kendine hak sanıyor. Kimse karşısındaki insanın ne hissedeceğine ya da kalbinin kırılıp kırılmayacağına dair bir endişe taşımıyor. Ne zaman böyle bencil, ne zaman bu kadar kalpsiz bir medeniyet olduk?

Neyisa… Güzel şeyler de var.

Misal;

Sizi tanımayı nasip edene şükürler olsun.

lütfiyeNİZ

DipNot” için 2 yorum

  • 23 Ekim 2018 tarihinde, saat 00:12
    Permalink

    Çok haklısın LütfiyEM yorum yok bu konuda 🙁

    Yanıtla
    • 23 Ekim 2018 tarihinde, saat 10:50
      Permalink

      işte vicdan sahibi bir güzellik daha

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir