DipNot

Dün pisiklet sürerken yarim oğlum ben yan yana, bazen senkronu tutturamayıp yarime fazlaca yaklaştığım anlar oluyodu, çekimine kapılıyosam demekki… Bir oldu iki oldu derken, “sen yaklaşınca hiç kaçmıyorum senden fark ettin mi? Yaradana sığınıp ne olacağını bekliyorum,” dedi.

Ben gülüyorum ama nasııı. Solum deniz, sağım yarim, yalpalaya yalpalaya gidiyorum. Çok şirin ya. Aklıma geldikçe hala gülüyorum.

Ohh Rabbim! Çok şükür deşarj bölümümüze (“bölüm” normal bir kelime ama sahiplik eki alınca çok bet oluyor şu an bunu fark ettim. Allah’tan ki sahiplik eki lütfiyeNİZ de muhteşem duruyor. Duruyor değil mi? Hey! Hemen eleştirme ya! alla alla! İçimde mi kalsın ‘bölümümüz’ çok fena… Neyse aman boş ver. Ben mükemmelim ya… Ona takıldı. ? üff.. Çok kötü bir giriş oldu. Taam işte giriş bölümü yine battı! Al işte. Kapim mi parantezi?)

Pazartesi akşamı oğlumu babaannesinden aldım minibüs bekliyoruz her akşamki mekanımız olan belediyeye çıkan yokuşun dibindeki çöp kontinyerinin yanında. (biliyorum ki doğrusunu! Ama kontinyer kalacak! Hahahahha ? <– aynen buyum şu an. (Emoji sevmeyen gencimsi ergenimsi canlı. Sözüm sana! Derdin ne bacım?:)) Cumartesi ve pazar o kontinyeri görememek içimi hüzünle dolduruyor. Zaten o asli görevi taşıyan kontinyere bir isim verdim “profesör tipet” bence ona çok yakıştı. (gemiş zaman heyy hey. Yıl 2016)

Konu kontinyer değil ha!

Konu benim oğlum.

Tipini öpsün annen. 🙂

Her akşam bana “anne! Biz neden illa bu çöpün yanında bekliyoruz?” diye soruyor. Profesör tipetle aramızdaki bir buçuk metrelik mesafeden selam çakıyoruz ona artıkNasıl anlattıysam romantik olan yarim sandınız ama aslında öyle değil. Yarimin dizlerine başımı yaslasam, saçlarımı okşamak aklına gelmez. Oğlumun dizlerine yatsam bilgisayar oynuyo bile olsa bir eli hemen saçlarıma uzanır, okşar bir de öper. (Fark ettim; çok yatan bir tipmişim 🙂 yok lan! Öyle değil…. Hahahah vakit buldukça sadece) O öpünce babasından azar da yese “banane! Sende öp der” babasına. Yarim Onu örnek almaya başladı Allah’tan. Ben isterim hep bana dokunsun, dışarıda asla dokunmaz, belki elimi tutar. O da belki. Ama oğlumun bir eli mutlaka benim üstümde olur. Doğuştan romantik yavrum.

Neyisa! ((Çok kısa olacak. Yazım hatası değil. Parantez içi parantez. Evet ?) Ahh ? eski moduma girdim, gördünüz mü? Neyisa dedim. En çok kullandığım kelimem. Hatırladınız mı? Hatırlamadınız mı? Ya siz niye benimle ilgili şeyleri unutuyosunuz ya? alla alla! O kada da “unutmayın lan beni” diye çemkiriyorum halbuki. Ben olsam beni unutmazdım. Umarım şu an vicdan azabı hissedi…. Susayım bence.)

*Çok şükür diye coşmuştu bu sözlerden sonra okuyanlar*

Geçen iş arkadaşım “safsın lütfiye. Herkes ne dese inanıyorsun” dedi. “Ya” dedim “ne ilgisi var” dedim. “Dinliyorum sadece. Bana yalan söylese ne olacak, ben ona inansam ne olacak? İnanıyormuş gibi yapıp analiz yapıyorum” diyerek kendimi savundum. “Safsın saf. Paraya ihtiyacım var desem cebinde ne kadar varsa bana verirsin” dedi. “İhtiyacın varsa söyle lan” dedim üç kişi kahkahaya sığındık. Gülüyorum ama fena yani. Diğer arkadaş safın anlamına bakıyor aynen şöyle yazıyordu “salak. Her şeye inanan.” İnsanlığın geldiği son nokta. Hatta insanlığı geçiyorsun orada bir yerde 🙂

Sevgili Ersun Kırık. Bu satırları asla okumayacakta olsan bana “bak! Benim adımı yaz oraya. Benden bahset. Hatta koyabiliyorsan bir de fotoğrafımı koy. Telefonumu da yaz altına. Şöyledir böyledir de” dedi. Adam niyeti bozmuş buraya kendini pazarlayacak. Ahhh aklıma ne geldi! Toy Story 2 de Wuddy 25 centlik kutudan arkadaşını çıkarmaya çalışırken kutuya giriyor. Onu izleyen diğer oyuncak arkadaşlarıda “ah olamaz! Kendini yirmi beş cente satıcak!” diyorlar.

Lan Ersun hep senin yüzünden neler annattım. Kendini kötü sanan saf ve temiz anadolu çoocuu 🙂

Yılların verdiği bir sindirilmişlik var sanırım. Postmodern darbeyi bizzat yaşamış “bin yıl bozulmayacak kararlar” dönemine tanıklık etmiş… Amaç siyaset değil…

Aramızda kalsın ama garip bir durum. Hikayede geçen karakterler sanki o insanlar gerçek ve onların fıtri yapısına göre şekil alıyor gidişat ?
Bazen bambaşka bir şey yazmayı düşünürken çok çok farklı bir yere varıyor hikaye. Belki de herkese de böyle oluyordur, bilemedim şindi. Neyisa…

|Biz|

Birkaç gündür sözlü olmanın verdiği mutlulukla bir sabah namaz için beni aradı “kıldın mı?” dedi. “Daha kılmadım. Sen?” dedim. Genç adamın içinde helal ve haram arasına sıkışıp kalmış bir…bir… Ya diyeyim ya! Edepsizsiniz beyefendi! O zaman da şimdide! Pis herif! “O o o! Ben kalktım, boy abdestimi aldım, namazımı kıldım” diyerek bana hava attı. Bende salak “helal olsun be! Güne boy abdestiyle mi başlıyorsun?” diye sordum O “hayır! Öyle gerekti” diye cevap verdi. Esefli bir kınama gerekte…

26 Ocakta sözlendik. O yıl kış yoğundu. Bizde nişan alışverişine çıkılır. Hala çıkılıyor mu böyle alışverişlere? Hm… Bilemedim. O yoğun kışlı yılda biz her hafta sonu niyetleniyorduk ama bir türlü çıkamıyorduk. Ah o cemre karları. Biz telefonda hayalini kuruyoduk, beraber alışveriş yapacağız ya. Yanımızda kim olursa olsun. Bi akşam “ne alınır bu alışverişlerde?” diye sordu. “Nişanda giyilecek elbise, gecelik, makyaj malzemesi falan sanırım” dedim. “Ne istersen al da makyaj malzemesine ne gerek var? İhtiyacın yokki. Ablana geldiğimde gözündeki sürmeyi fark etmedim. Seni Cenab-ı Hakk zaten sürmüş. Ben sende yapay şeyleri fark edemiyorum. Senin o dudaklarından geçicem, o al yanaklarından geçicem, o derya misali gözlerinden geçicem kenardaki boyayı görücem” dedi.

Edebiyat!

“Ruj mu alsak sadece?” dedim. Sesim baa bile yabancıydı. Yoğun ısı, ses tellerimi etkilemişti sanırım. “Neden?” dedi. “Dudaklarım çatlıyor” dedim. O gayet rahat bir tavırla ama kadifemsi bir ses tonuyla… Yani o öyle şey değil ha! ✖️ “Aha da edebiyatın ayrılmaz bir ses tanımlama parçası kadifemsi ses tonu” ✖️ değil! Hakikaten öyleydi. Duyduğunda teninde dolaşan yumuşaklığı hissedersin seviyesindeydi. “Dudakların neden çatlıyor?” dedi “e. Soğuk, sıcak derken kuruyolar” dedim.

“Endişelenme bir tanem. Yakında hiç kurumayacaklar” dedi.

En son “uzak dur benden helalim değilsin” diyebilmiştim. ise “bana daha önce hiç kimse uzak dur benden helalim değilsin dememişti. Senden duyduğumda mest olduğum kadar bir de acı çekiyorum” dedi.

“Helal daire keyfe kafidir.”

Öyledir Allah’ın izniyle. Yazdığım karakterlerin evli olmadığını öğrenen çok değerli Yasemin’im bana “ayıp değil mi? Niye evlendirmedin onları?” dedi.

Haklıydı. Haklı. Haklılar. Haklısııın… Haklııı…. Haklısııın… Haklı… Bence…

Ne diyorum gene

Gidiyorum.

Sizi çok seviyorum lan. Sizde beni sevin. Karşılıklı olması muhteşem oluyor.

Sevin lan beni.

Dualarımda, kalbimde sizinle.

lütfiyeNİZ

En dipnot: baa yazın.

DipNot” için 8 yorum

  • 21 Ekim 2018 tarihinde, saat 11:01
    Permalink

    Eveet bizde de var hala LütfiyEM nişan alışverişi sonra düğün mobilyalar alınır daha sonra ayriyeten bir de kıyafet alışverişine çıkılır ayy ne yorucu bir de nişan süren uzun olursa hemen düğün olmazsa arada gelen giden hediyeler hak getire boowww ne müsriflik yazarken farkettim ya 😉

    Yanıtla
    • 21 Ekim 2018 tarihinde, saat 12:13
      Permalink

      hakkat yaa… gerçi biz hiç abartmamıştık. her şey kararındaydı (:

      Yanıtla
      • 22 Ekim 2018 tarihinde, saat 09:13
        Permalink

        Çok şükür bizde abartmadık hatta eşimle ikimiz çıktık sadece alışverişe ee biz Manisa da ( kayınvalideler konya da bizimkiler Manisanın ilçesi Demirci de 4 saat Manisaya ayrı bi il olsaymış iyimiş (neyisa…) (bak gördün mü LütfiyEM unutmadım 😉 ) olunca kimseyi bulaştırmadan ne alınacaksa halletmiştik kayınvalide görümce annemler karışmadan tertemiz halledivermiştik 🙂

        Yanıtla
        • 22 Ekim 2018 tarihinde, saat 09:27
          Permalink

          ??? ay çok imrendim ya… babam sağ olsun bizi asla yalnız bırakmadı. bu kada da güvensizlik olmazki abi ya =)

          Yanıtla
          • 23 Ekim 2018 tarihinde, saat 00:23
            Permalink

            Yok güvensizlikten değildir bence o LütfiyEM 😉

          • 23 Ekim 2018 tarihinde, saat 09:35
            Permalink

            ??‍♀️ başka bi ihtimal gelmiyo aklıma

    • 9 Kasım 2018 tarihinde, saat 17:49
      Permalink

      HOŞ GELDİNN ???

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir