DipNot

sitem etmekte yerden göğe kadar hakkınız var. eminim artık yorum yazmayan ya da benim beceriksizliğimden yılıp bloğuma girmeyeniniz bile vardır haklı olarak.

candan öte’ye 411 bin küsür kelime yazmışım. ahzen ile birleşen sahneleri düzenleyebilmek için o 411 bin kelimelik hikayeyi baştan okuyup, yeniden düzenlemem gerekti. aynı sıkıntıyı ahzen’de de yaşamamak için hikayeyi bitirip, her gün burada paylaşırım dedim.

yazmak garip bir olay. bir sahne geliyor, bunu bi mantığa oturtmak lazım diyorum, aklıma bişi gelmiyo. bazen o ilhamın gelmesini beklerken başka sahneler dökülüyo satırlara, o aydınlatamadığım karanlık satırlar ilerleyen bölümleri yazarken birden aydınlanıyo. “vay be” diyorum, “demek böyle olmuş” (çok şizofrenik, haklısınız)  deyip başlıyorum geriye dönüp yazmaya.

beklemek ve bekletmek iki sevmediğim olgu. elimden gelse bekletmem.

bi bitsin, her gün paylaşacağım. çok kızacağınız, küfredeceğiniz, ulan bu kadar da olmasın artık diyeceğiniz sahneler illaki var. ve ben aksini yani mutlulukla ilerleyen bi hikaye yazmak istesem de bu karakterler benim zihnimi farkı yönlere çekiyo galiba. izin vermiyolar mutluluğa. sonunda elbette mutluluk var ama dokunulan hayatlar biraz acı.

bu acıyı yazma meselesi ruhsal mı tam bilemiyorum. öyle çok karamsar bi kişi değilim ancak tanık olduğum hayatlar galiba bilinçaltımızı (çok kişilikli oluşuna burada vurgu (anladınız mı? anlamadınız mı? demek ki unutulmuşum (havaaarr konşular havarrr) çoktan) yapmış) karartmış.

şu üstteki paragraf çorbadan hallice bişi oldu. anlayan olursa yorumlarda buluşalım =)

neyisa.

candan öte’yi wattpad’de paylaştığım dönemlerde bir okur vardı yorumda “artık mutlu olsun şu kızlar” gibi bişi yazmıştı, duygulanmıştım. ne kadar nahif bi istek, dimi?

iyi bir insan, karşısındaki; ister kitap, ister hikaye, isterse film karakteri ya da tanıdığı biri olsun fark etmez, mutlu olmasını, mutlu olduğunu görmek istiyor.

biz de Ayşe ve Fuat’ın mutlu olduğunu birlikte görürüz inşAllah. geçenlerde yârimin fikrini almak istedim bi sahnede. yazdığım bölümü okuttum ona. yaşanan acıların gerçekliğini bildiğimiz için, yalnızca o savaşa dair anılarımız taze olduğu için gözlerimiz dolu dolu oldu. “biraz daha yazsaydın, ağlardım.” bu sözü söyleyen adam, “ayla”yı izlerken tek damla gözyaşı dökememiş bi adam. eniştem, ablam, oğlum, yârim ben o sinemayı gösterime girdiği ilk hafta izledik. biz sel gibi gözyaşı döktük.

sinemadan çıktıktan sonra eniştem “lan ne duygusuz adamsın” deyip takıldı yârime. o da kendini savundu. “abi bi yerde gözlerim dolar gibi oldu. arkada çocukların konuşmasını duyunca gitti. ayla “babalar sözünü tutar” dedi, arkadaki kız, “benim babam sözünü hiç tutmuyo” dedi ben filmden koptum.”

böyle işte.

neyisa.

inşAllah hala bakıyorsunuzdur arada buralara ve inşAllah yazdığımı görürsünüz. hikaye bitecek Allah’ın izniyle. çoğu yazıldı.

lütfiye

DipNot” için 7 yorum

  • 27 Haziran 2020 tarihinde, saat 01:57
    Permalink

    Hala burdayım lütfiyem merakla bekliyorum 😘😘😘

    Yanıtla
    • 28 Haziran 2020 tarihinde, saat 15:30
      Permalink

      canımsın benim ya 💕

      Yanıtla
  • 27 Haziran 2020 tarihinde, saat 11:56
    Permalink

    Böyle sohbet etmek bile çok güzel seninle LütfiyEM 😍

    Yanıtla
    • 28 Haziran 2020 tarihinde, saat 15:30
      Permalink

      GülayıM… sohbete hep bekliyorum öyleyse 💕

      Yanıtla
      • 1 Temmuz 2020 tarihinde, saat 22:11
        Permalink

        Gelmemmi hiçç 🧡🧡

        Yanıtla
  • 28 Haziran 2020 tarihinde, saat 20:41
    Permalink

    valla heyecanla bekliyorum ben🤗🤗

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir