DipNot

Ulan! Şu an fark ediyorum ki; aslında bazı meseleleri sorun edebilmek için bile rahat psikoloji şart! İçimdeki 1983 yılının modasıyla beraber iğrenç -espiri- -espri- (hangisi doğruysa onu oku!) yeteneğini de almış Aliye Rona paylayıcısı kişiliğim diyor ki; daha konuya giremedin.

Haksız mı?

Yiuv! Deel!

Dip notumda bahsettiğim “bir şeyleri kafaya takmak için bile rahat psikoloji gerektiği” gerçeği ileriki nesilleri aydınlığa ulaştıracak bir bilgi/// birikim bir kalifikasyon eğitim yok! Taytın var mı var! Giy gel baba diye… Hmm.. Şimdi bana “Bir Tat Bir Doku” daki bu repliği söyleten neydi ki?

Gene çok saçmaladım değil mi? ?

“Ölmem mi? Beni taşlara vurun
Tabuta kanım sürün
Aynı tabut…” Ne patlamıştı be zamanında.

Kafamın içinde şu an Jumanji davulları çalıyor. Fillerde halaya durmuş!

Piuvvv.

Taam ya. Annatçam ?

Evin tadilatta olduğu bir akşamı annatmıştım hatırladınız mı? Hani bi akşam evimize gitmem gerekti. Yarimle buluşacak, alacaklarımızı alıp annemizin evine dönecektik. Eve çıktım usta içerde. Kaldım kapıda! Yarimi aradım, komşuya gitmemi istedi. Kocaların eve geldiği saatte ne işim var elalemin evinde?

İndim kapının önüne, yarimle konuşmaya başladım. Dedim ki “neden beni uyarmadın?” “Hiç aklıma gelmedi bu saate kadar kalacağı” dedi. “Dışarıda kalma markette dolan, tatlıcıya git…” vs. Bir sürü yer saydı bana gönderebilmek için “istemiyorum” dedim. “Böyle telefonda konuşsak sen gelene kadar olmaz mı?” dedim “ne demek canımdan öte. Üşüyeceksin ondan korkuyorum” dedi. O sırada benzincide depoyu dolduruyor bir taraftan diğer taraftanda beni eğlendirmeye çalışıyordu.

“Şimdi iş yerine dönüp, servise bindiğim an arayacağım seni” dedi bende beklemeye başladım. O arada fırsattan istifade bölüm düzenliyordum. Beş dakika sonra aradı beni. Havadan sudan gerekli gereksiz her şeyden boş ama keyif dolu bir muhabbetin içindeydik.

Yılın bir önemi yok.

|Biz| im kalbimizdeki muhabbet 2004 yılına sabitlenmiş gibi. Yılların geçmesi hiçbir şey ifade etmiyor.

Yarimin nişanlılığımız süresince bana olan divane tavırlarını gözlemleyen bilen büyükler “evlendikten sonra değişir” diyorlardı.

Değişmedi.

2004’te de önemsediği bendim 2016’da da (şimdi 17) (hatta 2019’a az kaldı) Aşktan yüreği yanmış meleksi kardeşlerim. Cenab-ı Hak helal dairede kalmayı emretmiş ya… Boş değil! Lüzumsuz? Hiç değil!

|Biz|

Sözlendikten birkaç gün sonra rahat rahat artık konuşabiliyorduk telefonda. Bir gece “hala geç kalmış sayılmazsın beni bırakmak için” dedim “bak sen” dedi alaycı ses tonuyla. “Nedenmiş o?” diye sordu “agresifim ben. Önce sormam kızarım, sonra sorar nedenini öğrenmek isterim” dedim. “Eee başka?” dedi “yemek yapmayı bilmiyorum. Ama temizlikte mükemmel olduğumu söylerler” deyip güldüm yine “ee.. Başka?” dedi. “Daha ne olsun! Sinirli, delinin tekiyim işte! Neyle karşı karşıyasın gör!” dedim beni bir efsaneyle tanıştırdı. O güne kadar duymadığım bir efsane.

“Razıyım senden gelen her şeye
Razıyım aşkın ile ölmeye
Senle geçen bir günümü
Değişmem senden sonra can vermeye”

Allahım dedim bu nasıl güzel bir şarkı

Yarimin o buğulu sesi telefonda bana aşk ateşiyle bu sözleri söylüyordu ben eriyip gidiyordum. Sonra devam etti “agresif misin? Kabul! Yemek yapamıyor musun? EyvAllah! Yumurtanın her çeşitini bilir ve yaparım. Sinirli misin? Biliyorum sinirini yediğim! Bu adam senden vazgeçmez! Sende bunu bil!” demişti.

Öyle bir tutku vardı ki sesinde. Ve sahiplenme…

Konuylan alakasız ama bazen küfretmek istiyorum. Böyle ağız dolusu. Suç babamda! (Çocukken rahat rahat küfür edemedim hep içimde yaşadım şimdi 32 senenin patlamasını yaşamak istiyom ben ya ?

-Şımarma! Ağzının ortasına……

Çekil lan aradan.-

Freud beni bilseydi… Psikolojiden vazgeçerdi.

Allah’a emanet olun canlar.

Sizi pek çok seven lütfiyeNİZ (??üstteki parantez açık kaldı ya la! Kapamicam hava alsın o satırlar 😉 )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir