DipNot

Bitti bir bölüm daha 🙂

Az önce “Candan Öte”nin sondan bir önceki bölümünü yükledim bloğumuza.

Size hayatın sırrını vercem şindi. Sıkı durun; ? (önce kibirli bir ifade) evet şindi yazıyorum hayatın sırrını; HER ŞEY BİTER

DIN DIN DIN…

Oğlum önemli bir söz söyleyecekse ya da artistik bir hareket yapacaksa bu efekti yapiyor, bana da bulaştı. Geçen hafta sonu nane molla bi hali vardı yavrumun. Koltukta yatıyo. Bende istiyorum ki dinnensin, okuldan geri kalmasın. Onun aklı PC de tabii oyun oynicak. Yüzüstü yatmış, bacaklarını karnına doğru çekip, elleriyle başını tutmuş olduğu halde benimle pazarlık yapıyo; “anne bence ben bilgisayar oynarsam çok iyi olurum”

-“hayir!”
-“bence azcık oyniyim?” diyo bi de kalkmaya çalışıyor.
-“yatmana bak orda! Ve hayir!” diyorum.

O yine kalkmaya çalışıyo. Kendi kendine; “hadi dostum! Acı seni güçlendirir Rocky!” dedi ben kahkahalarla gülmeye başladım. Oğlum da en az benim kada cins. Daha on bir yaşında ama (hey gidi günler hey. Resmen eski dipnotumu sabote edip şindiki zamandan yani 12 kasım 2018den kaynak yaptım araya ? şeytan mıyım neyim yau)bu tuhaflıklarıyla beni öyle güldürüyo ki. Tabii bu kahkahalar bile onun bilgisayar izni için yeterli bir sevimlilik olmadı. Neyisa ^.^

Erkeklerin dengesizliklerine bir örnekle devam edebilir miyim [dipnot]uma? Bence ediyim. Bence susturmayın! Hatta yüreklendirin ?

Yaz! YAZ, yaz… Bi kenara yaz tüm sözlerimi…. (Üçüncü “yaz”dan sonra sanırım bi şarkıya geçiş yaptım. Hakkaten böyle bi şarkımı varmış ya? ? ve ben bunu nereden biliyorum? Nereden duymuşum? Niye hala rem yiyor belleğimden yau….

Silin onu! Silin onu

Kimse yardım edemezdi bana… Ben kimsesizliğin kesif bataklığında çürümeye bırakılmış bir nilüfer yaprağıydım…

-neyidi???

-ahh…. Kapa çeneni de dinne! Hikaye yazdım şurda betimli betimli

-tam bir manyaksın

Bunları görmezden gelelim kızlar. Ben ne dicektim ya. Sanki heycanlı bişidi. Haaa ? erkeklerin dengesizlikleri. Hatırlamadım ha! Yukarılara baktım en son ne demiş olabilirim falan derken ki en son baya saçmalamışım.

Ama bide şuna bakın ; son saçmalamalarım olabilu. nasip

DEVAM (: uzun zaman önce, uzak bir ülkede ben Aku… Karanlığın şekil değiştiren efendisi, serbest bırakılmış korkunç bir şeytandım…. Bu başka bişidi.

Taam taam… Yaziyorum. benim muhteşem kuzenimin nikah günü on beşinde genç kız olmayı yeni yeni öğrenen bir çocuktum. Muhteşem ablam ve ben hazırlanıyoruz, Üsküdar evlendirme dairesinde yapılacak nikaha gitçez. Ama nasıl heycannıyım görmeniz lazım 🙂

İhtiyacım olan muhteşem ablam yanımda, hava kış olmasına rağmen pırıl pırıl… Ben etraftaki insanlarla sessizce dalga geççem, ablamda hanımefendi çizgisinden kaymadan tebessümle gülecek fazlası için içi gitse de. Nikah kıyıldı, takı faslı başladı. Bir ara bir şey oldu, muhteşem ablamla ayrı düştük. Fırsattan istifade, Saadet’imden bize hatıra kalsın diyerekten nikah şekeri almaya karar verdim. Bir masanın üzerinde duruyordu nikah şekerleriyle dolu kutu ve başında esmer bir adam bekliyordu yanında başka iki adamla. Esmer adam ilk bakışta yakışıklı görünse de benden yaşlı olduğu bana bakarken kısılan gözlerinin kenarındaki kırışıklıklardan belliydi.

Bir tane şeker aldım kutudan sorma gereği duymadan. İkincisi için uzanmadan önce, “bir tane daha alabilir miyim?” diye sordum. Adam kalın kaşlarını olmazı vurgularcasına kaldırdı önce sonra “alamazsın!” dedi.

İnsan hayatında böyle iğrenç anlar vardır. Ellerimi belime koyup “hu hu! sen benim kim olduğumu biliyor musun ihtiyar!” demek isteyen asi mizacıma inat sevimli bir gülümsemeyle, “kendim için değil. Ablama alacağım… Aslında buralarda bir yerde ama… Bulamadım onu” dedim.

Kalın kaşlarını çattı… “Git önce ablanı bul öyleyse, gelsin kendi alsın!” dedi.

Bi elimdeki hatıraya baktım, bir de tükenmeye yüz tutan nikah şekeri kutusuna. Al bunu! Başkasına verirsin! gururunu gösterip ordan ayrılmak isterken, hatıra olarak saklamam gereken nesneye bağlılığım arasında kalmıştım.

“Gıcık ihtiyar!” diye mırıldanıp adamların yanından ayrılışımı dün gibi hatırlarım. Yüzüm sinirden kıpkırmızıydı. Bunu bilmemin tek nedeni, “ben de seni arıyodum. Noldu sana, yanakların kıpkırmızı?” diyen ablamdı. Ve ben nihayet ona kavuşmuştum.

Ablama adamın kabalığını annattım, o da bana gülerek, “adam kaba değil! Çok nazik ve yakışıklı… Hatta bak, bana iki taneyi kendi isteğiyle verdi,” dedi. Gururum kırılmıştı. Hiç tanımadığım bir adam gururumu kırmıştı.

Bir hafta sonra muhteşem Saadet’imin davetine gittik bi akşam. Bütün kızlar mutfağa geçtik sohbet ediyoruz. Saadet’im bana bakıp bakıp gülüyo. “Ne oluyo?” diye sordum, bir şey annatiyo ben öyle seyrediyorum. “Bizim Mustafa düğünde seni çok beğenmiş. Ben ona yaşının küçük olduğunu söyledim ama o “benim için yaşı önemli değil! Boyu ve güzelliği olsun yeter” dedi. Seni kızdırdıkça kızarmışsın, bayılmış sana.”

? rezil!

Abi! Madem o kadar beğendin, bi kibar davranaydın ya? Kadınlara anlaşılmaz diyen erkekler! Utanın!

Fuat’ın dengesizliklerini ya da Mete’nin o aşk dolu romantizm dolu hislerini saklı tutup odunsu tavırlarını yazarken hep bunları göz önünde tutuyorum. Eğer size “tuhaf” geliyorsa;

Erkekler zaten tuhaf yaratıklar

Alın hayatın bir başka sırrı daha ?

Çok uzadı resmen [dipnot] ve daha sıra da |Biz| var ?

Neyisa ha

|Biz|

Annem yine Rize’ye gitmeye karar verdiğinde ben her sene kalbimden vuruluyodum ya… Bu kez benim acımı katlayan ve benimle birlikte aynı acıyı çeken biri daha vardı… Yarim.

Anneme “götürme sevdamı” diyemese de gözlerinde hüzünle bakıyordu kayınvalidesine. İşin kötü yanlarından biri de, çok çok sevdiğim arkadaşımın düğününden önce gitmemiz gerektiğiydi. Bir çıkış yolu bulmaya çalışıyodum ama çare de yoktu. Sonra muhteşem olan büyük ablam görümcesinin düğünden sonra Rize yolcusu olduğunu söyleyince bir ümit ışığı doğmuştu. Babam izin verirse onunla gidebilirdim.

Annemi otogara yarimle birlikte götürmemize izin verdiğinde babam, çok heyecanlandığımız doğrudur. Ennihaye; dönüş yolunda başbaşa olacaktık ?

Annemi yazıhanede bırakıp yol için gazete, dergi almak istedi yarim anneme. Biraz ileride bir bayii vardı girdik içeri. Ben bulmaca dergilerini incelerken yavaş yavaş aşağılara kayıyodum. Yarim kulağıma yaklaştı, “daha aşağılara inme!” diye uyardı beni. “Neden?” dedim, gözlerini gözlerimden ayırarak, karanlık bakışlarla inceledi yanaklarımı. “Pembeliğine hayran olsam da burada zor durumda kalmanı istemem demişti!” Sonra da geri çekilip, elimi bırakmış, kollarını göğsünde çaprazlamasına birleştirmişti.

Bana anlatmak istediğini standın en alt rafında gördüğümde irkilerek uzaklaşmıştım dergilerin yanından. Çıplak kızların süslediği dergilerden kaçışımla yarimin kahkahalarla gülüşü eşzamanlıydı.

Annemi yolcu ettikten sonra eve dönüş yolunda başımı omzuna yaslamıştım arabayı kullanırken. Ve bir anı daha vardı ki… Birkaç gün gidişimin ertelenmiş olmasına sevinen çocuksu bir mutluluk vardı o kapkara gözlerinde yarimin.

Onu kızdırıp sabrını denemek için bazen olmadık şeyler yapıyorum… Ve o sadece o karanlık gözleriyle bana bakıp, dünyanın gizli sırlarına vakıf bir adamın gülümseyişiyle bana gülümsemekle yetiniyor. İlk kez beni öptüğünde geri çekilip sımsıkı kapadığı gözleriyle, dudaklarını yalayan dili vardı… Bir de “baldan daha tatlısın” diyen, boğuk ve enfes sesi.

Ben bazı akrabaları tarafından yarimin annesine şikayet edilmiş bir genç kızdım. O akrabaların amacı neydi, bilmiyorum. Kayınvalidem “ben duyduklarımla değil, gördüğümle hareket ederim” diyerek bize gelmeseydi, ben bu kadar sevileceğimi bir ömür bilemezdim belki de…

Beni bütün öfkeme, dengesizliklerime, salaklıklarıma rağmen seven ve benim baldan daha tatlı olduğumu yarime düşündüren Rabbime şükürler olsun. Çok şanslı biri değilim çetelesini tuttuğum çoğu mikyas örneklerinde. Ama deseler ki; “yarin ve oğlundan gülemeyeceksin ama başka her şeyde şanslı olacaksın…”

Hayır derdim.

Hayatımı bu haliyle seviyorum.

Şimdilik gidiyorum.

……. geri geleceğim *-*

lütfiyeNİZ

DipNot” için 7 yorum

  • 12 Kasım 2018 tarihinde, saat 20:22
    Permalink

    Şimdi yarın son bölümü mü Candan Öte’nin? üzüldüm ama Ahzen’i de merakla bekliyorum??

    Yanıtla
    • 13 Kasım 2018 tarihinde, saat 19:24
      Permalink

      öyleyse Ahzen’e bekleriz sizi =)

      Yanıtla
  • 13 Kasım 2018 tarihinde, saat 01:19
    Permalink

    Benimde hayatta vazgeçmem dediğim eşim ve oğlum ? herşey olur para,iş,ev araba geç olur ama olur olmasada olur yeterki eşim ve oğlum sağlıkla yanmda olsunlar?

    Yanıtla
    • 13 Kasım 2018 tarihinde, saat 19:25
      Permalink

      hayatın sırrı bundan ibaret. Allah gönlüne göre versin ?

      Yanıtla
  • 16 Kasım 2018 tarihinde, saat 10:01
    Permalink

    Içime bir hüzün çöktü geçen sefer de bile olduydu LütfiyEM bu aralar biraz aralıklı gelebiliyorum mesela akşam açtım taam dedim bu sefer uyumadan okuyabileceğim ve bir güzel LutfiyEM ‘le konuşabileceğim sonuç sabah 06:30 saatin alarmıyla kafamı yapıştığı yastıktan zor kaldırıyorum ve telefonu bulamıyorum hemen kapatmam lazım ben de bir alarm sesi var LütfiyEM sadece beni değil apartmanı ayağa kaldırır birkeresinde üst komşumla oturuyoruz muhabbet ediyoruz bana dediki akşam yatarken telefonumu arıyorum saati ayarliycam geç kalmayalım eşi demişki ne gerek var komşumuzun alarmi uyandırır bizi dedim hiç yani ben uyandırırım seni komşum ? yani kısaca akşam yine uyumuş kalmışım bölümler birikmiş ben ki anında okuyan zat bu aralar geç kalıyorum bölümlere sadece biraz yoğunluk var o kadar LütfiyEM …
    Ahh metem ahhh….

    Yanıtla
    • 16 Kasım 2018 tarihinde, saat 11:15
      Permalink

      kıyamam ya ? bunlar önemli değil, okursun da… sen yorulmasan keşke

      Yanıtla
      • 16 Kasım 2018 tarihinde, saat 11:33
        Permalink

        Yoruluyorum ama hiç şikayetçi değilim şükrediyorum işime LutfiyEM hatırlar mısın ne dertlenirdim işsizim diye şükür çok seviyorum işimi Rabbim isteyen herkese nasip etsin istedikleri ve içlerine sinen işleri yapmayı ?

        Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir