DipNot

Çok önemli bi mevzu vardı sanki annatçam ama neyidi unuttum.

Onu unuttum ama bozuk Türkçemle [dipnot]uma başlarken aklıma bambaşka bir şey geldi. Şöyle ki;

Gene neyden şikayet etçek!!!!-

-Bezduk çenenden bi sus da!!!

{Şikayet değildi ki ama… Siz neden benim üstüme bu kadar geliyorsunuz ? (ve silindi) yok soru işareti falan. Silcem onnarıda. Ama sonra. Neyisa ha}

Hikayenin kendine ait bölümünü paylaşırken yazım kurallarına ne kadar dikkat ediyorsam burada bir o kadar batırıyorum farkındayım. Bu [dipnot]ları yazma nedenim her şeyden önce benimle ilgili. Bir kez olsun “dip notlarımı okuyun” çağrısında bulunmadım çünkü saçma sapan laf kalabalığımı kafamdan atma çabam bu notlar. Severek okuyan birkaç kişinin de en az benim kadar çatlak olduklarını biliyorum çünkü diğer insanların anlayamamasıyla aramızda böyle bi bağ var.

Bana şu [dipnot]larla ilgili öneri vermeyin lütfen. Bana hikayeyle ilgili öneri verin.

Bir yeri eksik mi?
Kurguda açık mı var?
Yanlış yazdığım bir imla mı var?
Ya da doğrusundan haberim olmayan bir gerçeğimi sizinle paylaştığımda bu böyle değildir deyin.

Ki bunlar benimde işime yarar. İlk okuyanlar biliyor ki; yazdıkça bir ilerleme gösterebilmişim ben. Dipnot önerisi derken de yannış anlamayın ha! “Başka bir hikaye çıkar bu dipnotlardan” ya da “keşke bu dipnotları ayrı bir hikayede toplasan” gibi önerilerden (onları enaniyetim kabararak okuyorum şöyle bir kibirle ? ya da ? <–) bahsetmiyorum. “Şunu şöyle yaz, bunu böyle yaz” önerilerinizden bahsediyorum.

az önce yayınladığım bölüm kısaydı çünkü diğer bölüm D.K.C’tinden başlayacak. Sonra da yavaş yavaş vedaya yaklaşçaz.

Nediyeceyidum? Kafam çok dağınık ya lan ? toparlanamadım ya da uyanamadım. İkisi de muhtemel. Geçen çok sevdiğim bir kardeşim Nejat İşler’in yeni filmine gitmiş “abla çok güzeldi” diyerek bana övdü ben de izliyim diye. Ben de şöyle bir sıkıntı var ki; öğretmen öğrenci, düşman aileler, imkansız aşklar, zor aşklar, berdelli aşklar, içinde töre saklı aşklar…. gibi ilişkileri

Daha varmiyidi?

Neyisa

İçinde bu unsurları barındıran, dizi, sinema, tiyatro oyunu izlemem. Kitabı varsa onu da okumam. Ben aşkı yazıyorum ama aşkı izlemeyi seviyormuyum?

Yoo…

Vampir Daires miyidi neyidi bi gençlik dizisi vardı. Ben onun bir bölümüne bile sabredememiş insanım. Ama Dexter’i hayranlıkla izliyodum ?? çok yazık ki bitti. Zaten güzel şeyler hemen biter. “Saw” ve “Hannibal” serilerini tekrar tekrar izliyorum ama “Ghosts of Grilfriends Past”e bir kez katlanabildim.

Tabii “Mesajınız Var”ın yeri ayrı. O bambaşka. Türkçesini yazmamdan da belli.

|Biz|

Bir cumartesi öğleden sonraydı aradı beni yarim. “Müsaitseniz hazırlanın almaya geleceğim sizi” dedi. Hazırlandık annemle beraber. Siyah, üzerinde kelebekler olan bir üstlük giymiştim. Hala saklıyorum o üstlüğü. Pencerede, mantom üzerimde bekliyordum yarimi. Sokağa girdi, beni pencerede gördü, pencerenin açısına göre durdu, ellerini direksiyona yaslayıp çenesini ellerine dayadı. Pencereden pencereye birbirimizi seyrederken annemin “nerde kaldı!” (Evet… Soru değil, sitem 🙂 sözüyle “geldi” dedim.

“Nerde?” dedi annem, “aşağıda” dedim. “Ne bekliyosun orda. Hadisene” dedi annem haklı olarak ama onun bakışlarından kopamıyodum ki. İndik yanına. Artis gibi bir hareketi var bu beyefendinin dönüşlerde. Direksiyonun kenarına avuç içini koyar, o kocaman parmaklarının uzunluğunu vurgulamak istercesine çevirir direksiyonu parmaklarını bükmeksizin. Soldan sağa doğru. O yolu seyrederdi ben de yarimin ellerini. Hala da seyrederim. Kemikli, uzun, ince parmakları… Bir erkeğe uyan en güzel eller benim yarime nasip olmuş gibidir benim gözümde.

Ellerinin arasına ellerimi aldığında “ya sen ne kadar küçük bir şeysin… Biblo” derGittiğimizde kayınvalidemin arkadaşı, amcamın eşi olan görümcem 🙂 (görümce de en az elti kadar itici bir telaffuz bence.) oradaydılar. Mantomu üzerinden çıkardığımda o dikkatli bakışlarıyla beni bir inceleyişi vardı… O üstlük onun için hala duruyor 🙂

Sohbet muhabbet derken misafirin kalkma vakti geldi. Dediler “siz götürün” ben annemin lafını beklerken yarim anında ayağa fırladı “hemen” diyerek. Kadınların onun haline gülüşü, misafir ablanın “lan oğlum. Baş başa kalma niyetindesin anladıkta, şu kızın anasınında bir gönlünü alsana” demesiyle daha çok gülmüşlerdi.

Annem izni verdi, ablayı evine bıraktık. Dönüş yolu uzadıkça bende de merak hasıl oluyordu “eve gitmiyor muyuz?” diye sordum, “seninle herhangi bir evde yalnız kalmaktan korkarım” dedi. “Yalnız olmayız zaten. Annemler evde” (sanırım kastettiği bizim evdi ?) dedim, “maalesef” dedi. “Nereye gidiyoruz?” diye sordum, “korkma canını sevdiğim… Kaçırmıyorum seni” dedi.

Sözlerinin bende bıraktığı etki hala aklımdadır; yoğun bir heyecan ve o heyecanla gelen karna dolan sancıydı. “Çok kötüsün” sitemlerim de hala aklımda.

Pierre Loti’ye gittik yağmur yağacakmış gibi kapalı bir havaydı. İki çay söylemişti ama ne içmişti ne de ben. Manzarayı izlemek umrumda değildi ama başka tarafa baktığımda hep “bana bak” deyip, gözlerimi hükmü altına alıyodu. Birbirimize dair konuşuyoduk, göz göze, diz dize. Bana “amcan seni bana anlatırken hep “abartıyor! Böyle kız olur mu?” diyordum ya… Aklım almıyormuş meğer seni… Amcamız var ya… Eksik bile anlatıyormuş…” dediğinde verecek bir cevabı olmayan zavallıydım ben.

Bir şey demiştim gerçi;

“Kalkalım mı? Geç oldu.”

Bunun gibi çok salaklığım var. Bir de bana ilk “Seni Seviyorum” dediğinde, sesim boğuk olduğu halde “eyvAllah” demiştim. Bi ona bakıyorum bi bana. Bu çocuk beni nasıl böyle seviyor hayret diyorum. Ve bu sözü hala söylüyorum. Arabayı park ettiğimiz yere doğru yürürken önce elimi tuttu sonra belime sardı kolunu. “Yemek ye biraz! Neredeyse kendi kendime sarılıyorum” sözünü, beni durdurup, gözlerimin içine bakarak söylemişti.

O dışarda yakın duran çiftler görüyorsanız kızmayın onlara, yazıktır. Vardır garibanların bir derdi 🙂

Arabaya oturduk, elimi elinin içine aldı, yaklaştı bana. Öpmedi ama öyle bir yakındı ki, tıraş losyonunun kokusu içimi açıyordu. Öpmedi ama tenimin kokusunu içine çekebilecek kadar yakınımdaydı yarim. Aldığı solukları verirken tenimde buğusunu hissediyordum nefesinin. Öpmedi ama düşüp bayılacak bir halde savunmasız bırakmıştı beni. Sorsan bir de Allah’tan korkuyor ha…

Bizi birbirimize bu kadar sevdiren Rabb’imize şükürler olsun. Anneme anlattım bana ne kadar yakın durduğunu. Aynen şu sözlerle ve Rize şivesiyle yaşadığı paniği hayal edin lutfen.

“Uuu.. Hau uşağu yaba kizuma nele edeyi. Kopeli! Yanluz kalmanlan, ben korktum bu uşaktan.”*

Annem bunları söyledi, ben yanaklarından öptüm kahkahayla. Benim payıma da;

“Hauni yaba! Hoca lutfiye citti, celdi yerine pis bişe! Sen dudaklarundan da opturusun bu nicağsuze çenduni!”**

(* “şu gence bak kızıma neler yapıyor! Sahipsiz velet! Yalnız kalma onunla, ben bu gençten korktum!”

** “şuna bak! Hoca lütfiye gitti, geldi yerine pis bir şey! Sen dudaklarından da öptürürsün bu nikâhsıza kendini!”)

düşmüştü.

Kahkaha atarken “anne o da olur bence yakında” demiştim.

Ne diyim?

Cenab-ı Hakk kullarının yaradılışındaki aşkı biliyor. Onun için kurallar koymuş, haramdan sakının diye emretmiş birçok Ayet’inde. Aşkı yarimden önce yaşamadım, bilmiyorum ama şimdi gençler kendilerini evlenecekleri kişiye saklamak yerine sergilerken de kızamıyorum. Artık hangi genç erkek temiz? Hani namusu sadece kadın cinsine yakıştıran insanlar var ya.

Yazıklar olsun onlara. Günah tazyikinin böylesi bir yoğunlukta aktığı bir zamanda siz nasıl diyebilirsiniz “erkeklerin elinin kiri” diye? Bu zihniyetin ferdi olan genç kız, sırf sizin bağnazlığınızla daha fazla arar özgürlüğünü.

Bu satırlarımı okuyorsan genç kız kardeşim. O cahillerin sözüyle bir özgürlük peşinde koşacaksan en başta esirsin demektir. Sen kime neyi ispatlayacaksın? Giden senden gidecek başkasından değil. En fazla elli yaşına geldiğinde sevgi beklediğin nazarlardan nefret göreceksin ve o zaman diyeceksin ki “keşke namusun değerini bilip, helal dairede kalsaydım.”

Gençlik Rehberi’ni okuyarak büyüdüm ben. Sizlere de tavsiye ederim. Benim helal dairem YARİMin aşkına kavuşunca biraz zarar alsa da çok şükür helale yani Dini nikaha kavuştuk. Onu da annatırım bir gün sıkılmazsanız. Oylama yapim. İsteyenler on istemeyenler üç olursa… Elbette cesaretim kırılır ama neyisa ha ?

Sizi çok seviyorum.

Öyle okudunuz geçtiniz değil mi?

Çok seviyorum lan.

Anlatamam derdumi da denizun…

Bence anlayın sevgimi.
Canımsınız…

lütfiyeNİZ =)

180 toplam okunma, 1 bugün toplam

DipNot” için 5 yorum

  • 9 Kasım 2018 tarihinde, saat 19:14
    Permalink

    Ayy LütfiyEM üç günde okumuşum bölümü birikmiş hemen okumam lazım ahh metem ahh …

    Yanıtla
    • 9 Kasım 2018 tarihinde, saat 23:49
      Permalink

      hoş geldim GülayıMM ?

      Yanıtla
  • 15 Aralık 2018 tarihinde, saat 00:33
    Permalink

    Annenin yorumunu tercumesiz okumak pahabicilemez :))) cok yasasin inşallah teyzem saglik sihhatle

    Yanıtla
    • 16 Aralık 2018 tarihinde, saat 21:01
      Permalink

      yaaaa ama yaaa ? yine hemşericilik yapçam da hakkaten bambaşka bişi anlaşılmak

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir